Masterson Yaklaşımı: Sınırda Kendilik, Maternal Rol, İntrapsişik Yapı ve Terkedilme Depresyonu

Masterson Yaklaşımı: Sınırda Kendilik, Maternal Rol, İntrapsişik Yapı ve Terkedilme Depresyonu

Tüm Yazılara Dön
Psikanalitik literatürde kişilik bozukluklarının etiyolojisi ve tedavisi üzerine geliştirilen en kapsamlı modellerden biri James F. Masterson’a aittir. Masterson Yaklaşımı, özellikle Borderline Kişilik Bozukluğunun (BKB) kökenlerini incelerken nesne ilişkileri teorisi ile gelişimsel psikolojiyi güçlü bir potada eritir. Yaklaşımın merkezinde; annenin (maternal figürün) çocuğun özerkleşme çabalarına verdiği tepki, bu tepkinin çocuk tarafından içselleştirilme biçimi ve nihayetinde bireyin psikolojik dünyasını şekillendiren "terkedilme depresyonu" yer alır. Doğa, Çevre ve Kader Üçlemesi: Etiyolojik Temeller Masterson, kişilik bozukluklarının gelişimini tek bir nedene bağlamak yerine "doğa, çevre ve kader" unsurlarının dinamik etkileşimiyle açıklar. Doğa, çocuğun özerkleşme ve bireyleşme (separation-individuation) yolundaki genetik potansiyelini ve içsel dürtüsel gücünü temsil eder. Her çocuğun anayasal kırılganlığı veya dayanıklılığı farklıdır; kimi çocuk yapısal olarak çok daha az dış desteğe ihtiyaç duyarken, kimisi genetik olarak daha hassas doğar ve regülasyon için yoğun maternal yardıma gereksinim duyar. Kader, yaşamın erken dönemlerinde (özellikle 2-3 yaş civarında) çocuğun karşı karşıya kaldığı ve kontrolü dışında gelişen çevresel ayrılık streslerini, travmaları veya kayıpları içerir. Modelin en özgün ve üzerinde en çok durulan ayağı ise Çevre, yani annenin duygusal tedarik ve destek sağlama kapasitesidir. Masterson’a göre çevre, annenin çocuğun büyüyen ve özerkleşen kendiliğini ne ölçüde destekleyebildiği ile doğrudan ilişkilidir. Maternal yetersizlikler geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilir: Çocuğun bağımlılığını tolere edemeyip onu çok erken yaşta yalnızlığa iten soğuk anneler, çocukla yakınlık kuramayıp geri çekilen şizoid anneler veya kendi narsistik ihtiyaçları için çocuğu bir uzantı olarak kullanan anneler bu yelpazenin parçalarıdır. Ancak borderline patolojinin merkezinde, çocuğun bağımsızlaşma adımlarını kendisi için bir tehdit olarak algılayan ve çocuk özerkleştikçe duygusal desteğini çeken (libidinal ulaşılabilirliğini kapatan) "borderline anneler" yer alır. İkiz Temalar: Gerilemede Ulaşılabilirlik, Bireyleşmede Terkedilme Borderline annenin tutumu, çocukta derin bir intrapsişik yarılmaya yol açar. Anne, çocuk kendisine bağımlı kaldığında, gerilediğinde veya bir bebek gibi davrandığında sevgi dolu, ödüllendirici ve "ulaşılabilir" iken; çocuk kendi ayakları üzerinde durmaya, keşfetmeye ve bireyleşmeye başladığında sevgisini esirger, cezalandırıcı olur ve duygusal olarak uzaklaşır ("ulaşılamaz" hale gelir). Bu durum çocukta iki temel intrapsişik temanın kemikleşmesine neden olur: "Gerilersem/bağımlı kalırsam kabul görürüm, bireyleşirsem terkedilirim." Çocuk, annenin bu iki farklı yüzünü ve bu yüzlere karşılık gelen kendi kendilik durumlarını derin bir şekilde içselleştirir. Sonuçta ortaya çıkan merkezi psikodinamik tema, bireyin yetişkinlik hayatındaki ilişkilerini de sabote eden bir kısırdöngüye dönüşür: Kendilik aktivasyonu (yani bireyin kendi arzularını gerçekleştirmesi, sınır çizmesi, özerk adımlar atması) kaçınılmaz olarak önce yoğun bir ayrılma anksiyetesini, hemen ardından ise derin bir terkedilme depresyonunu tetikler. Terkedilme Depresyonu ve Egonun Gelişimsel Duraklaması Masterson modelinde terkedilme depresyonu, borderline hastanın yaşamındaki en birincil ve en acı verici deneyimdir. Çocuk için annenin duygusal desteğini çekmesi, kendisinin hayati bir parçasını kaybetmekle eşdeğerdir. Bu kayıp hissi; suçluluk, çaresizlik, öfke ve boşluk duygularıyla yüklü ağır bir depresyon yaratır. Büyümek ve bireyleşmek doğrudan bu korkunç depresyonla bağdaştığı için, egonun nesne ilişkileri gelişimi duraklar. Ego, bu dayanılmaz terkedilme depresyonuyla başa çıkabilmek ve kendisini koruyabilmek için savunma mekanizmaları (bölme/splitting, yansıtmalı özdeşim, inkâr ve eyleme dökme) geliştirmek zorunda kalır. Yetişkin borderline birey, hayatta ne zaman özerk bir adım atmaya çalışsa, bilincin dışındaki o eski terkedilme depresyonu uyanır ve kişi kendisini sabote ederek yeniden bağımlı ya da işlevsiz yapılara sığınır. Geçmişin Prangalarından Gerçek Kendiliğe James F. Masterson’ın geliştirdiği bu teorik çerçeve, borderline patolojinin kördüğümlerini anlamak için klinisyenlere son derece berrak bir harita sunar. Model, bireyin yetişkinlikte sergilediği yakınlık kurma korkularının, ani öfke patlamalarının ve kronik boşluk hissinin aslında rastgele semptomlar olmadığını, erken dönemdeki bir gelişimsel duraklamanın çaresiz çığlıkları olduğunu gösterir. Çocuğun özerkleşme adımlarının cezalandırıldığı o erken çocukluk iklimi, yetişkinlikte kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük intrapsişik engel haline gelir. Sonuç olarak Masterson Yaklaşımı; bireyin kendi arzularına sahip çıkmasının, yani kendilik aktivasyonunun peşinden gelen o ağır terkedilme depresyonunu anlamlandırmayı hedefler. Kişi, savunma mekanizmalarının arkasına saklanmak yerine bu derin yas ve kayıp duygusuyla yüzleşebildiğinde, egosu üzerindeki o eski blokaj kalkar. Erken dönemde yarım kalan ayrılma-bireyleşme süreci böylece tamamlanır; gelişimsel duraklama çözülür ve birey, başkalarının onayına veya bağımlı ilişkilere sığınmak zorunda kalmadan, kendi içsel gerçekliğiyle bağ kurarak özgür, bütünleşmiş ve sahici bir kendilik inşa edebilir. Yararlanılan Kaynaklar Masterson, J. F. (2013). Kişilik Bozuklukları (B. T. Bozkurt & T. V. Soylu, Çev.). Litera Yayıncılık. (Orijinal eser 2000 yılında yayımlanmıştır). Kli.Psk Alara A. Ünlü